
Psikolojik motivasyonu, eğilimi farklı olan insanların oluşturduğu iş hayatında iletişim kurma biçimleri de farklıdır. İş yerlerinde oluşan problemlere bakıldığında ana temanın uygun ve sağlam kurulamayan iletişim biçimleri olduğu görülür. İletişimsizlik deyince sadece iletişimden kaçınmak değil kurulan iletişimin iş yeri formasyonuna uygun olmaması da anlaşılmalıdır. İletişim, her ne kadar vurgulanan, önem ithaf edilen bir konu olsa da, her seferinde yeniden sosyal bağlama uygun yapılandırılması gerekmektedir. Sağlıklı bir iletişimin katılımcılardan talep ettiği bu çabanın gösterilmemesi, onun arka planda kalmasına ve hepimizin hayatlarında önem arz eden sorunlara neden olmaktadır.
İletişim denince genellikle akla onun sözlü boyutu gelir. Ancak iletişim, sözlü boyutu dışında, farklı edimler içerir. Bu edimler birbirini tamamlayıp birbiri hakkında fikir vererek çıkardığımız anlamlara güvenmemizi sağlar. Peki edimler birbirini çelişkili tamamladığında neler olur? Bu boyutların farklı kombinasyonları bu iletişimin kalitesini veya iletişimsizliği ifade eder. İletişimin farklı edimlerinin unutularak, geride bırakılarak sadece bir boyutu ile eylemlerimize yansıtmaya çalışılmasıyla iletişimsizlik ortaya çıkar.
Mimik, jest, vücut duruşu, kullandığımız kelimeler, ses tonu, vurgu iletişim söz konusu olduğunda hatırlanması gereken boyutlardır. İletişime geçtiğimiz esnadaki odak noktamız ve varmak istediğimiz sonuç, boyutları yönlendirmektedir. Olumlu bir sonuca varmak isteseniz bile, odak noktanız iletişimde olduğunuz kişi değil de, o andaki bir uğrașta ise (telefon, televizyon gibi) korkarım ki edimleriniz birbirini çelișkili tamamlıyor. Bu sebeple, iletișim kurarken varmak istediğiniz sonucu iyi belirlemeli ve buna uygun ses tonu, vücut hareketleri ve mimiklerinizle desteklemelisiniz. İletișim kurduğunuz kișiye odağınızı verdiğinizde, kurulacak olan sağlıklı iletişimi ciddiye aldığınızı gösterirsiniz. Bu da karşınızdaki kişinin de en az sizin kadar iletișime değer vermesine ve sizi anlayıp, ortak noktada buluşmak için emek sarf etmesine sebep olacaktır.
İletișimsizlik veya yanlış iletişim biçimlerini düşündüğümüzde pasif agresif davranışların problem yaratan yapısını görebiliriz. İş ortamlarında, ast-üst ilişkisi veya kıdem farkları gibi faktörlerin, iletişimi etkilediği muhakkak. Bu tarz durumlarda, yaşanılan sıkıntıların sırf kurum içi rahatsızlık çıkarmamak veya kişisel huzurun bozulmaması için iletişimden kaçmak, beraberinde daha büyük sorunlar getirir. Dile getirmekten kaçınılan düşünceler, aslında sürekli düşündüğümüz ve üzerine teoriler kurduğumuz konular haline gelmeye başlar. Bu konular, zaman içinde davranışlarınıza yansır ve pasif agresyon sergilemenize sebep olabilir. Yıldızınızın uyuşmadığını, kimyanızın tutmadığını düşündüğünüz her iş arkadaşınızla olan iletişiminizde bu olasılıkları göz önünde tutmalısınız. Pasif agresif davranışların kendini dışa vurumda şiddet belirtisine ihtiyaçları yoktur, gösterilen iletişimden kaçma ve bunu haklı çıkarıp, karşı tarafı suçlayacak düşünceleri sahiplenmek de, pasif agresyon özelliğidir. Pasif agresif davranışlar, iki taraf için de dile getirilmediğinden dolayı, iletişimde camdan duvar inşa eder. Bu sebeple, sizi fikirlerinizi ve rahatsızlıklarınızı dile getirmekten alıkoyan durumları değerlendirin. Değerlendirmeniz sonucunda uygun kelimeler ile iletişime başlayın.
İş hayatında farklı motivasyona, hayat görüşüne, problem çözme yöntemine ve becerisine sahip olan kişiler, haftanın 40 saati aynı ortamda çalışır. Her gün etkileşimde olduğunuz insanlarla sorunlar yaşamanız ve çatışmalara sahip olmanız çok normaldir. Asıl önem verilmesi gereken konu, iletişimin gerekli boyutlarını kullanıp sağlam bir etkileşimde kalmaktır. Huzurlu bir ortamda çalışmak ve yaşamak için, her kurmaya çabaladığınız, dahil olduğunuz iletişimin gerekliliklerini tekrar gözden geçirip hedeflerinize ulaşmaya çalışın. İletişimin, her seferinde, o an içinde bulunan duruma, formasyona göre farklı boyutların işin içine katılarak yeniden kurgulanması gerektiğini unutmayın.
